Bebeginize GDO lu yiyecekler yedirmeyin!!

Ziraat Mühendisleri Odası (ZDO), Türkiye’ye getirilmek üzere Arjantin’den yola çıkan GDO’lu soya yüklü gemi haberlerinin ardından yaptığı açıklamada Türkiye’ye, ağırlıklı olarak mısır, soya ve pamuk olmak üzere, ABD ve Arjantin’de üretilen GDO’lu ürünler girdiği belirtilerek, bunların bebek maması da dahil marketlerde satılan bir çok işlenmiş ürünün hammaddesini oluşturduğu belirtti.

ZDO yönetim kurulu adına açıklama yapan Gökhan Günaydın, dünyada toplam 60 milyon hektar alanda (Türkiye yüzölçümüne yakın bir alan) GDO’lu ürün ekimi yapıldığına dikkat çekerek “Ekim alanlarının yüzde 99’u ABD, Arjantin, Kanada ve Çin’de bulunuyor” dedi. Günaydın’ın yaptığı açıklamaya göre, bu ülkelerden ABD, 40 milyon hektar ekim alanı ile ilk sırada yer alırken, onu 13.5 milyon hektar ile Arjantin, 3.5 milyon hektar ile Kanada ve 2.1 milyon hektar ile Çin izliyor. Ürünlerin ekim alanlarında aldıkları payda, 36.5 milyon hektar ile soya birinci, 12.4 milyon hektar ile mısır ikinci, 6.8 milyon hektar ile de pamuk üçüncü sırada yer alıyor.

Günaydın, ABD’den, borsa fiyatı ile ithal edilen mısır ya da soya ürününün, GDO’lu olmama olasılığının, yok denecek kadar az olduğunu belirtiyor. Çünkü ABD’de, GDO’lu olmayan ürün isteyen Avrupa’lı tedarikçiler için, sözleşmeli üretimle, normal mısır ve soya üretimi yapılıyor ve borsa fiyatı düzeyinin 60 ila 70 dolar üzerinden satılıyor.

GDO’lu ürünler, insan ve hayvan sağlığı, biyolojik çeşitlilik, çevre ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde risk oluşturma olasılığı taşıyor. Gen aktarımı ile birlikte diğer organizmalardan hastalık ve alerji yapacak özelliklerin taşınması olasılığı, GDO’lu ürünlerin birincil ve ikincil metabolik ürünleri içinde beklenmeyen biyokimyasal ürünler bulunması riskini ortaya çıkarıyor. Ayrıca antibiyotik dayanıklılık genlerinin insan ya da hayvan bünyesine geçmesi nedeniyle dayanıklılık oluşması, transfer edilen genlerin insan bünyesindeki bakterilerle birleşme olasılığı, virüs kaynaklı genlerin dayanıklılık genini diğer virüslere transfer etme olasılığı da diğer risk kaynakları arasında yer alıyor.

Ayrıca GDO’lu bitkiler, salıverildikleri çevrede bitki sosyolojisinin bozulmasına, doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına, ekosistemdeki tür dağılımının ve dengenin bozularak genetik kaynakları oluşturan yabani türlerin doğal evaluasyonlarında sapmalara neden olabiliyor. Bu gerçeklere ve yasak olmasına karşın, sağlık ve çevre açısından risk oluşturan GDO’lu ürünlerin, yıllardır Türkiye’ye serbestçe girdiğine dikkat çeken Gökhan Günaydın, Türkiye’nin, gümrüklerinde, GDO’lu ürün analizi yapabilecek laboratuar altyapısı olmadığını söylüyor.

Gökhan Günaydın’ın verdiği rakamlar ise GDO’lu ürün ithalatı konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor:

“Türkiye’ye 2003 yılında toplam 1.818.131 ton mısır girmiştir. Bu miktarın 1.113.483 tonu ABD, 356.753 tonu ise Arjantin’den gelmiştir. Başka bir deyişle, 1.8 milyon tonluk toplam mısır dışalımının yüzde 81’i ABD ve Arjantin’den yapılmıştır. Soya ürününde de durum farklı değildir. Türkiye 2003 yılında toplam 813.635 ton soya dışalımı yapmıştır. Bu miktarın 382.824 tonu ABD, 336.990 tonu ise Arjantin’den girmiştir. Başka bir deyişle, 813 bin tonluk toplam soya dışalımının yüzde 88’i ABD ve Arjantin’den yapılmıştır.”

Ziraat Mühendisleri Odası bu rakamlar karşısında ilgililere sorular yöneltiyor:

“Türkiye kamu yönetimi, yukarıda sözü edilen ürünlerin GDO’lu olmadığına ilişkin bir açıklama yapabiliyor mu? Bu yönde yapılacak olası bir açıklamanın inandırıcı olabilmesi için, ürünü gönderen ülkelerden elde edilmiş sertifikaların yeterli olmayacağı ortadadır.

ABD ve Arjantin kökenli mısır ve soya işlenerek elde edilen bebek mamasından kolalı içeceklere kadar geniş bir yelpazenin, insan sağlığı üzerinde oluşturduğu risklerin sorumlusu kimlerdir ?

Ülkeye girişi mevzuat hükümlerine göre yasak olan GDO’lu ürünlerin fiili olarak ta girişine engel olmak için kurulması gereken laboratuar altyapısı, neden yıllardır kurul(a)mamaktadır ?”

ZMO bu alanda acil olarak yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:

“Transgenik ürünlerin ar-ge çalışmaları Türkiye’de yürütülmeli, sağlık açısından risk oluşturmadığı ve nesiller boyunca da oluşturmayacağı bilimsel bir kesinlilikle saptanmadan, kamunun yürüttüğü araştırma alanları dışında GDO’lu ürün üretilmesi kesinlikle engellenmelidir.

Dünyanın birçok ülkesinde, haklı tüketici tepkisi nedeniyle yasaklanan transgenik ürünlerin ülkeye girişine engel olacak teknik ve yönetimsel altyapı bir an önce kurulmalıdır. ABD kökenli çokuluslu şirketler ve onların yerli ortaklarının para kazanma hırsı uğruna, halk riske atılamaz.”

teşekkürler.

bilgileriniz için teşekkürler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
1 + 19 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Anket

Sitemizle nasil tanistiniz?:

Son yorumlar