osmanlı

warning: Creating default object from empty value in /home/lezzet/domains/lezzetvadisi.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Her memleketin aşuresi farklı

Osmanlı döneminde saraylarda pişirilen Türk mutfağının en eski tatlıları arasında gösterilen aşure, bugün de hala Muharrem ayında birçok dernek ve vakıf tarafından hazırlanıp dağıtılıyor.

Türk ve İslam dünyasında önemli yeri olan aşure, evlerde de pişirilip komşularla paylaşılıyor. Hz. Nuh’un gemisindeki ambarlarda bulunan son gıdaların karıştırılması sonucu yapıldığı ve aşurenin bereket getireceği bilinmektedir.

Aşurenin içindeki malzemeler, her yörede farklı ürün yetiştirilmesi nedeniyle farklılık gösterebiliyor. Türk mutfağı uzmanı Nevin Halıcı, aşurenin 41 çeşit üründen yapılabildiğini belirterek, Türk mutfağının en önemli yemekleri arasında yer aldığını söyledi.

Şifa ile sarılmış tat

Birçok yöremizde "kelem" ismiyle de anılan lahana adeta doğal bir eczane. Yüzlerce yemek çeşidiyle mutfaklardaki önemini sürdüren lahana, en çok yenildiğinde faydalı oluyor. Suyunu içmek ise bir çok derde deva.

Lahananın M.Ö 600 yıllarında Doğu Akdeniz ülkeleri tarafından kültür bitkisi olarak yetiştirildiği ve yemeğinin yapıldığı tarihi kayıtlarda geçiyor. Romalı Marcus Porcius Cato, Latinlerin asırlarca hekim geçinmelerinin sebebinin, lahananın yararlarını bilmeleri olduğunu söylüyor. Slav milletlerinin tarihi kayıtlarında, Slavların gemi yolculuklarında sadece lahana turşusuyla birkaç ayı sebzesiz geçirebildiği belirtilmektedir.

Lahana, Osmanlı Saray Mutfağında da hak ettiği ilgiyi görüyor. Saray mutfağının envanterindeki bilgiler, lahananın sarayda en çok tüketilen sebze çeşitlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Osmanli Mutfak Kültürü

Bir zamanlar, Asya'dan Anadolu'ya doğru akan Türk boyları, eski uygarlıkların mayaladığı bu topraklara Uzak Doğu'da oluşan o zengin kültürü büyük bir ustalıkla ve yol boyu, geçtikleri her ülkeden aldıkları malzemeyle zenginleştirerek taşımışlardı. Bu hareket sırasında elbette mutfak kültürüne de gereken yeri vereceklerdi.
"Açları doyurun, çıplakları giydirin, yıkılanları yapın, az halkı çok edin" gibi kutsal öğütlerle yola çıkan göç kafilelerinin yeni vatandaki görevleri kendilerine böylece bildirilmişti.
İşte, yıllar sonra Anadolu ve Rumeli'nde gelişen Osmanlı kültürü ve de bu kültürün önemli bir bölümünü oluşturan mutfak ve yemek töreleri Asya Türklerinin tarihsel birikimiyle birlikte oluştu, gelişti ve ünlendi.

Anket

Sitemizle nasil tanistiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş